Bir Müderrisin Vahideddin Değerlendirmesi: “Firarî Vahideddin Halife Değil İdi Alem-i İslamın Dikkatine”
“Bu şartlar hesaba katıldığında dâr-ı İslâmdan firar gibi bir ayıbı irtikâb eden Sultan Vahdettin’in hilafetinin sahih olup olmadığı kendiliğinden ortaya çıkar. Bu zat bir defa a) Müctehid değildir ve şer’î meselelere vukufu yoktur, b) Ferit Paşa gibi cahil ve sorumsuz birini sadrazam yapmakla rey ve tedbir sahibi olmadığını da göstermiştir, c) İslâmı muhafaza için mücahede eden kardeşlerini (Milli Mücadele’yi yürütenleri) ezmek ve düşmanın arzusu istikametinde o mücahitlere bağîlik ve eşkıyalık isnad ederek ve bu uğurda fetva çıkartarak Müslümanları birbirine kırdırmış ve düşmanın mağlup edilmesini zorlaştırmıştır, d) Şecaat ve cesaret sahibi değildir (firar etmesi de bunu isbat etmektedir), d) Âdil olmadığı da açıktır.
İşte görülüyor ki Mehmed Vahideddin hilafete nâ-müstehak olarak nasb u tayin olunmuştur. Ma’a-hâzâ kendinde mevcut olan yalnız sebeb-i hal’ değil belki sebeb-i inhilâ’ı da vardı. Çünkü esirdi ve halkça kurtarılması imkânı mefkûd idi.
Şu halde firar eden Vahideddin halife değil belki ümmetin kendisine lânet okuduğu ve hanedanının meyânelerinden tard eylediği bir şakîdir. Bunun bu züll-i firarı irtikâbı âlem-i İslâm için pek hayırlı bir vaka teşkil eder. Çünkü merkûmun haline muttali olmayan âlem-i İslâm onun melanetine şimdi gereği gibi vâkıf olurlar. Binaenaleyh düşmanlarımız sevinmesin belki ağlasınlar.”
Kaynak:
Kilisli Abdünnafi Efendi, Firari Vahideddin Halife Değil İdi Alem-i İslamın Nazar-ı Dikkatine, 1922. Bkz. İsmail Kara, Hilafet Risaleleri 5.



