Cemal Paşa’nın Suriye’deki Modernleşme Faaliyetleri
Bugüne kadar Türkiye’deki tarih anlatımında Cemal Paşa’nın daha çok sert ve yasaklayıcı yönleri öne çıkarılmış, kendisi, gerçekte yaklaşık otuz civarında idam kararı uygulamış olmasına rağmen, “Arap Kasabı” gibi tarihsel temeli zayıf bir lakapla anılagelmiştir. Bu şekilde çizilen Cemal Paşa portresi, seküler ve “Türkçü” çevrelerde övgüyle karşılanırken, İslamcı ve mütedeyyin camiada ise çoğunlukla olumsuz bir değerlendirmeye konu olmuştur. Oysa bu yazıda, söz konusu anlatılarda yeterince yer bulmayan, Cemal Paşa’nın yapıcı ve inşa edici yönlerine odaklanmayı amaçlıyorum.
Suriye, jeopolitik ve dinî konumu nedeniyle İttihatçılar için stratejik bir bölgeydi. Anadolu’yu Mısır ve Hicaz’a bağlaması, Kudüs’ün sınırlar içinde yer alması ve Arap nüfusun önemli bir bölümünü barındırması, burada Osmanlı otoritesinin tahkimini İttihâd-ı İslâm iddiası ve İslam dünyasındaki nüfuzun sürdürülmesi açısından hayati kılıyordu.
“Genel Suriye Valiliği”
Cemal Paşa’nın yaklaşık üç yıl boyunca geniş yetkilerle yönettiği “Büyük Suriye (Bilâdüşşam)” bölgesi
Cemal Paşa, görev yaptığı süre boyunca eğitim, altyapı, sağlık, kültürel ve mimari alanlarda çok sayıda modernleşme faaliyetine öncülük etmiştir. Bu çalışmaların temel amacı, Suriye bölgesinin maddi ve manevi bakımdan imparatorluğa daha güçlü biçimde bağlamaktı. Kamusal alanın yaratılmasıyla birlikte yürütülen modernleşme, imparatorluğun merkezî otoritesinin tahkimi açısından hayati bir öneme sahipti. Aynı zamanda refah ve gelişmişlik seviyesinin artırılması yoluyla bölge halkının imparatorluğa yönelik bağlılığının ve sempatisinin güçlendirilmesi hedefleniyordu.
Bölge halkının refah ve huzurunu artırmak amacıyla boş vakit geçirilebilecek park ve bahçeler inşa edilmiştir. Şam ve Bi’rüssebi şehirlerinde sinemalar açılmış, caddeler ve sokaklar genişletilmiş, onarılmış ve bazıları yeniden düzenlenmiştir. Bu çalışmalarda amele taburlarının kullanılması, devlet açısından maliyetin düşük olmasını sağlamıştır. Şam ve Yafa’da bulvarlar açılmış, çıkmaz sokaklarda geçişin sağlanabilmesi için bazı dükkanlar, evler ve depolar kamulaştırılarak yıkılmıştır.
II. Abdülhamid tarafından kurulan ve yeni bir şehir olan Bi’rüssebi, bölgede yaşayan Bedevileri kontrol etmek amacıyla modern bir kente dönüştürülmüştür. Mısır seferine hazırlık kapsamında çeşmeler inşa edilmiş, su kuyuları açılmış ve su, önemli kent merkezlerine taşınmıştır. Savaş, bölgeyi adeta büyük bir inşaat alanına çevirmiştir.
Cemal Paşa, inşa ve imarında katkısı bulunan birçok yapıya ya kendi ismini vermiş ya da bu yapılara “Cemal Paşa tarafından yaptırılmıştır” ibaresini koydurmuştur. Bu girişimlerle Cemal Paşa, modern Suriye’nin kurucusu olarak anılmayı arzulamıştır. Salim Tamari ise Filistin üzerine yaptığı çalışmasında, bölgede İngiliz sömürge dönemine atfedilen birçok unsurun aslında Osmanlılar tarafından başlatıldığını belirterek, doğrudan Cemal Paşa’ya atıf yapmasa da bu çalışmaların hakkını teslim etmiştir.
Savaş dönemi boyunca kıtlık ve salgın hastalıklarla mücadele amacıyla bölge halkını bilinçlendirmeye yönelik broşürler dağıtılmıştır. Bölgenin temizlenmesi ve dezenfekte edilmesi için çeşitli faaliyetlerde bulunulmuş, yeni hastaneler inşa edilmiş ve mevcut hastanelerin yönetimi merkeze bağlanmıştır. Halep’te yaşanan tifo salgınının ardından kente temiz su tedariği sağlanmıştır.
Ulaşım ve iletişim, savaş koşullarında hayati bir öneme sahipti. Telgraf ve telefon hatları genişletilmiş, postaneler birleştirilerek millileştirilmiştir. Halep’te elektriğin daha etkin bir şekilde dağıtılmasıyla elektrikli tramvay planı hayata geçirilmiştir. Toroslar ile Suriye arasında bir demiryolu inşa etmek pek mümkün olmasa da, yolların ve tünellerin geliştirilmesi sayesinde seyahat etmek ve mal taşımak daha az çaba gerektirir hale getirilmiştir. Hicaz Demiryolu Sina’ya bağlanmış ve bu hatta “Hicaz Demiryolu Mısır Şubesi” adı verilmiştir. İtilaf Devletleri demiryolları ve posta hizmetlerini terk etmek zorunda kalmış, bu durum, söz konusu hizmetlerin standartlaştırılmasını ve merkezle bütünleşmesini sağlamıştır. Ölü Deniz üzerinde bir feribot faaliyete geçirilmiş ve tarım alanlarından Ölü Deniz’in doğusundaki bölgelere tahıl sevkiyatı bu yolla kolaylaştırılmıştır. Bu gemiler, günde 100-150 ton mal ve gıda maddesi sevkiyatı yapabilecek kapasiteye sahipti.
Eğitim, nitelikli vatandaşlar yetiştirmek, bölge halkının imparatorlukla bağını kuvvetlendirmek ve ortak bir Müslüman kimliği oluşturmak açısından oldukça önemliydi. Yabancılara ait okulların kapatılmasıyla devlet, eğitimi bütün düzeylerde yaygınlaştırmıştır. Halide Edib, bölgede eğitim sistemini organize etmesi amacıyla Suriye’ye davet edilmiştir. Halide Edib, yaklaşık elli kadın öğretmenle birlikte Suriye’ye gitmiş ve bölgede yoğun faaliyetlerde bulunmuştur. 1917 yılının başında, Beyrut, Şam ve Lübnan’da, bu şehirlerin vali ve mutasarrıflarının iş birliğiyle üç kız lisesi faaliyete geçirilmiştir. Halep’te bir kız okulu, Beyrut’ta ise bir öğretmen okulu ve bir kız ilkokulu kurulmuştur. Halide Edib’in çabalarına ek olarak sanayi, tarım ve ticaret okulları açılmıştır. Kudüs’te İslami bir yüksek akademi kurulmuş, bu kuruma Selahaddin Eyyubi’ye atıfla Selahiyye Külliyesi (al-Kulliya al-Salahiya) adı verilmiştir. 1917’de Kudüs’ün düşmesi üzerine akademi Şam’a taşınmıştır. Ayrıca Şam’da bir Doğu eserleri kütüphanesi kurulmuştur. Kurulan okullarda Türkçe ve Arapça eğitim verilmiş, Türkçenin yaygınlaşmasına ve eğitim dili olarak kullanılmasına özel önem atfedilmiştir.
İmparatorluk, bölge halklarıyla bağını güçlendirmek ve tarihsel ile kültürel meşruiyet kazanmak amacıyla kültürel çalışmalara ağırlık vermiştir. Cemal Paşa, bölgedeki kültürel ve toplumsal yaşama dair kapsamlı bir araştırma yapılması için Beyrut Valisi Azmi Bey’i, Muhammed Behçet ve Refik et-Tamimi isminde iki entelektüel bürokratı görevlendirmiştir. Mezkur bürokratlar, Suriye’deki kasaba ve köyleri incelemiş ve 1916 yılında iki ciltlik bir etnografik çalışma yayımlamışlardır. 1917 gibi geç bir tarihte dahi Halep Valisi Hüseyin Kazım yeni bir çalışmaya başlamıştır.
Cemal Paşa, bölgede yer alan tarihsel anıtların korunması, restore edilmesi ve halka açılmasına yönelik bir program başlatmıştır. Antik eserlerin korunması amacıyla Ağlama Duvarı, Doğu Kilisesi, Emevi Camii ve Selimiye Camii’ye kadar eski, orta ve modern dönemlere ait mekanları kapsayan bir fotoğraf albümü oluşturulmuştur. Yalnızca İslami mekanları değil, tüm kültürel yapıları kapsayan bu program, İtilaf kuvvetlerinin etkisine karşı devletin gayrimüslimlerin de hamisi olduğu yönünde bir mesaj içermekteydi.
Cemal Paşa, Yavuz Sultan Selim’i kendisine rol model olarak görmekte ve onun dört yüz yıl önce gerçekleştirdiğine benzer biçimde Mısır’ı ele geçirme arzusunu taşımaktaydı. Bu amaçla Şam’da bulunan Selimiye Medresesi’ni restore ettirmiştir.
Osmanlı İmparatorluğu, tarihsel olarak bölgeyi şekillendiren medeniyetlerin son temsilcisi olduğunu vurgulamış, bununla birlikte İslam mirasına sahiplenmeyi de belirgin biçimde artırmıştır. Müslüman kimliğinin inşası amacıyla birçok alanda faaliyet yürütülmüş, eğitim ve basın bu doğrultuda araç olarak kullanılmıştır. Mevcut gazetelerin, Eş-Şark gibi, imparatorluk lehine yayın yapması için anlaşmalar yapılmış, Musavver Çöl gibi yeni basın organları da oluşturulmuştur. Ayrıca İslami eserlerin yer aldığı özel bir koleksiyon hazırlanarak bunların okullarda okutulması teşvik edilmiştir.
Cemal Paşa, hatıralarında şehirlerin imarı, zirai kalkınma, bayındırlık, sanat ve ilmi gelişime dair projelerini anlatmakta, yapılan yatırımlar ise İttihatçıların bu bölgeye ne kadar değer verdiğini göstermektedir. Bu makalede anlattıklarım, Cemal Paşa’nın yalnızca bir askerî vali olmadığını, bölgede adeta toplumsal ve kültürel bir imar ve ihya faaliyeti yürüten bir mürşid gibi hareket ettiğini ortaya koymaktadır.
Hülasa, barışın yüz senede getiremediği yatırım ve çalışmalar, savaşın dört senesinde hayata geçirilmiştir. Bölge, savaşın yol açtığı tahribattan büyük ölçüde uzak bir görüntü çiziyordu. Anadolu yıkık dökük ve harabe bir haldeyken, savaşın yıkıcı yüzü bölgeye pek uğramamış gibiydi.
İstifade edilen kaynaklar:
Cemal Paşa, Anılarım (1913–1922), haz. Fahri Parin, İstanbul: Paraf Yayınları, 2010.
Çiçek, M. Talha, Cemal Paşa Suriye’de, çev. Fatih Sel, İstanbul: Kronik Kitap, 2020.
Kayalı, Hasan, Direnen İmparatorluk, çev. Çağdaş Sümer, 1. bs., Ankara: Fol Kitap, 2025.
Theunissen, Hans. Savaş, Propaganda ve Mimari: Birinci Dünya Savaşı’nda Cemal Paşa’nın Şam’da İslâm Mimarisini Restorasyonu. İçinde Zürcher, Erik-Jan (der.), Birinci Dünya Savaşı’nda Cihat ve İslam, 187–236. İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2019.







